Afrika’nın Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) bölgelerinde Ebola salgını yeniden ortaya çıkarken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) durumu acil bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirdi. Africa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (Africa CDC) Genel Direktörü Jean Kaseya, KDC’de 336 Ebola vakası tespit edildiğini ve bu salgında 87 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. İlk vakaların nisanda kaydedilmesinin ardından, 15 Mayıs’ta KDC’nin doğusundaki Ituri eyaletinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölüm bildirildi. Bu gelişmelerle birlikte, ülkede “Ebola salgını” ilan edildi.
Salgının, tarihte üçüncü kez görülen Ebola’nın “Bundibugyo” türünden kaynaklandığı belirtildi. Africa CDC, salgının KDC için “çok yüksek”, Doğu Afrika için “yüksek” ve kıta genelinde “orta” risk seviyesine sahip olduğunu açıkladı. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, KDC ve Uganda’daki Ebola durumunun uluslararası öneme sahip olduğunu vurguladı ve KDC’de Ituri eyaleti ile Kinşasa kentinde, ayrıca Uganda’nın Kampala kentinde vaka tespit edildiğini duyurdu.
Ebola virüsü, ilk olarak 1976 yılında Sudan ve KDC’de aynı dönemde meydana gelen salgınlarla tanındı. Ebola Nehri yakınındaki bir köyde başlayan bu hastalığın doğal taşıyıcıları arasında meyve yarasaları bulunuyor. Virüs, insanlara şempanze, goril ve diğer hayvanların kan veya vücut sıvılarıyla temas yoluyla geçiyor. İnsanlar arasında ise virüs, kan, tükürük ve diğer vücut sıvıları aracılığıyla bulaşabiliyor.
Hastalığın belirtileri arasında yüksek ateş, halsizlik, kas, baş ve boğaz ağrısı, kusma, ishal, kurdeşen, ve bazı vakalarda iç ve dış kanamalar yer alıyor. Ebola’nın tanısı, çeşitli tıbbi testlerle konuluyor.
Tedavi yöntemleri arasında destekleyici tedavi ve sıvı kaybını önleyici uygulamalar bulunmakta. Bunun yanı sıra, kan ve bağışıklık artırıcı ürünler gibi potansiyel tedavi yöntemleri de değerlendiriliyor. DSÖ, 2016 yılında Gine’de Ebola’ya karşı geliştirilen aşının başarılı olduğunu, ancak KDC’deki salgınlarda bu aşıların yeterli sonuç vermediğini belirtti. Mevcut salgının ise, onaylanmış bir tedavisi veya aşısı olmayan nadir bir Ebola varyantı olan “Bundibugyo” virüsünden kaynaklandığı ifade ediliyor.
Salgınla mücadelede, silahlı grupların varlığı da ciddi bir engel teşkil ediyor. DSÖ’nün verilerine göre, Ebola merkezlerindeki sağlık personeli çeşitli saldırılara maruz kalıyor. Bu saldırılar, yalnızca silahlı gruplar tarafından değil, aynı zamanda halkın virüsün varlığına inanmayarak yapılan eylemlerle de yaşanıyor. Yapılan anketlere göre, halkın yüzde 37’si hastalığın varlığına inanmıyor ve bu nedenle alınan önlemlerin gereksiz olduğunu düşünüyor.
