Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) temmuz ayında politika faizini sabit bırakmasının ardından Citigroup ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, Para Politikası Kurulu’nun (PPK) enflasyon görünümüne ilişkin daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediği ifade edildi.
Raporda, temmuz ayı karar metninin haziran ayındaki açıklamaya kıyasla kısa vadeli enflasyon patikasına yönelik daha temkinli bir çerçeve çizdiği belirtilirken, genel mesajın daha zorlu bir enflasyon görünümüne işaret ettiği kaydedildi.
“Sıkı duruş mesajı korundu”
Citi ekonomistleri, PPK’nın fiyat istikrarı sağlanana kadar para politikasını yeterince sıkı tutacağı yönündeki taahhüdünü yinelediğine dikkat çekti. Bu çerçevede, yılın ikinci yarısında parasal gevşeme için oldukça sınırlı bir alan bulunduğu değerlendirmesinde bulunuldu.
Raporda, politika faizinin 2026 yıl sonunda yüzde 35 seviyesine gerileyeceği yönündeki beklentinin ise değişmediği ifade edildi.
Kur stratejisinin oluşturduğu zorluklara dikkat çekildi
Değerlendirmede, mevcut para politikası çerçevesinin karşı karşıya olduğu temel kısıtlamalara da yer verildi. Ekonomistler, dezenflasyon sürecinin büyük ölçüde döviz kuru çıpası üzerinden yürütülmesinin, ekonomik aktivitedeki yavaşlama ve yüksek seyreden enflasyon ortamında önemli zorluklar yarattığını belirtti.
Bu yaklaşımın mal ve hizmet enflasyonu arasında belirgin bir ayrışmaya neden olduğu vurgulanan raporda, söz konusu durumun enflasyon hedeflerine ulaşmayı güçleştirdiği ve yükselen enerji fiyatlarının da etkisiyle rekabetçilik endişelerini artırabileceği ifade edildi.
Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
“Mal ve hizmet dezenflasyonu arasında ortaya çıkan bu ayrışma, yalnızca enflasyon hedefine giden patikayı karmaşıklaştırmakla kalmamış, aynı zamanda yükselen enerji fiyatlarıyla daha da şiddetlenmesi muhtemel olan rekabetçilik kaygılarını da yeniden alevlendirmiştir.”
“TCMB’nin hareket alanı sınırlı”
Citi ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, mevcut ekonomik koşullarda TCMB’nin tek başına atacağı adımlarla reel sektör üzerindeki artan rekabet baskısını önemli ölçüde hafifletmesinin kolay olmadığı değerlendirmesinde bulundu.
